Sevr Mağarası: Tevekkülün Sembolü

Sevr Mağarası: Tevekkülün Sembolü

Sevr / Devrim Dağında, Allah Rasûlünü ve sadık dostunu bağrında saklayan mağaraya misafir olduk. Merdiven gibi hazırlanmış yolda, iki saati geçen yorucu bir tırmanıştan sonra. Öncelikle bu bir ziyarettir. İbadet değil. Bunun bilincindeyiz. Ne dağı, ne de mağarayı kutsallaştıracak değiliz. Hira'da tefekkür dersini, Sevr'de de tevekkül dersini, yerinde almak istedik. Mesele bundan ibarettir.

Mekke'de çok zor geçen on üç yılın sonunda, on bin civarı nüfusu olan bu kasabada, Allah Rasûlü'nün davetine, hepi topu iki yüz elli civarında müslüman icabet etmişti. Üstelik müşrikler, mü'minlere hayatı yaşanmaz hale getirmişti. Medineye hicret şartları oluşunca, Allah Rasûlü mü'minleri teşvik etti. 'Önce benim canım önemli ben kurtulmalıyım' demedi. Sonraya kalmayı tercih etti. Yol arkadaşı olarak, kendisine ilk inanan, dört kişiden biri olan Hz. Ebû Bekir'i seçti. Mekke'de onun, korumasız kaldığını düşünen gözü dönmüş müşrik kodamanlar, fırsat bu fırsat diyerek, peygamberimiz hakkında ölüm fermanı çıkardılar. Her kabileden kılıçlı gençler evinin etrafını sardığında, peygamberimiz yatağına Hz. Ali'yi yatırmış, kendisi Medine'ye ters istikamette, Sevr Dağına yönelmişti. Üstelik ölümünü planlayanların kendisine emanet ettikleri altını, gümüşü Hz. Ali'ye bırakarak, sahiplerine vermesini istemişti.

Ben Allah'ın son elçisiyim, beni elbet korur dememiş, kul olarak elinden geleni yapmış, Hz. Ebû Bekir'le beraber, dağın zirvesindeki küçük mağaraya sığınmıştır. Ebû Bekir'in küçüğü Abdullah, şehirde konuşulanları ablası Esma'ya aktarmış, hamile haliyle Esma, üç sefer mağaraya çıkıp bilgi ve yiyecek götürmüş, ayak izlerini kaybettirmek için Ebû Bekir'in çobanı o muhitte sürüsünü dolaştırmıştır. Tüm bunlara rağmen, tutulan uzman iz sürücüler, azılı müşrikleri mağaraya kadar getirmişlerdir.

Yâr-ı Ğar; Mağara arkadaşı; Hz. Ebû Bekir ağlamaya başlar: "Benim ölümüme sadece Ebû Kuhafe'nin evi ağlar. Ama senin..." Şimdi bu zor anda Hz. Muhammed'deki sekinete; iç huzuruna bakalım: "Lââ tahzen yââ Ebû Bekr; inallaahe meanââ: Üzülme ey Ebû Bekir; Allah bizimle beraberdir." Mağaranın ağzına kadar gelen Mekkeli müşrikler, onları göremeyip geri dönmüşler. Bir örümceğin mağaranın ağzına ağ ördüğü, Bir güvercinin girişe yumurtaya yattığı rivayet edilir. Belki de şairin dediği gibi: "Örümcek ne havada, Ne suda, ne yerdeydi. Hakkı göremeyen Gözlerdeydi!"

Tevekkül; üzerimize düşen görevi, hakkıyla yerine getirdikten sonra, işimizin gerisini Allah'a havale etmektir. Allah'ın yardımının; Sevr'in eteğinde değil, Sevr'in zirvesinde, tüm tedbirleri aldıktan sonra geleceğini bizlere öğreten... Bazen geri çekilmenin de ileriye atılmak olduğunu yaşantısıyla gösteren, sevgili peygamberimize salât ve selam olsun.

M. Atıf Bilgili
Mekke / 30.03.2024

Zurück zum Blog